Tarihle hesaplaşmadan geleceği kuramazsınız

Schick "Osmanlıca kültürel bir gereklilik. İlkokuldan itibaren zorunlu olmalı" diyor. Ona göre Osmanlıca öğrenerek Türkiye geçmişiyle sağlıklı ilişki kurabilir

İstanbul'a göç etmiş Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Prof. Dr. Irvin Cemil Schick, 36 yıl kaldığı Amerika'da Müslüman olmuş bir akademisyen. Babası Çekoslovakyalı, annesi Bağdatlı. 19 yaşında gittiği Amerika'da üniversite okurken tek başına Osmanlıca öğrenen Schick, daha sonra hat sanatına yönelmiş. Manevi açıdan ruhunu doyuran bir ortamı bulamadığı ve 11 Eylül'den sonra iyice çekilmez hale gelen Amerika'dan Türkiye'ye dönmüş. Önce Sabancı ardından Şehir Üniversitesi'nde çalışan Schick, bugünlerde kitap çalışmalarına yoğunlaşmış durumda. Madem Osmanlıca tartışması başladı, biz de meseleye daha üst perdeden ve derinden bakmak için Irvin Cemil Schick'in evinin kapısını çaldık. Osmanlıcanın ilkokuldan itibaren zorunlu olması gerektiğini yıllardan beri dillendirdiğini söyleyen Schick ile sıcak gündemi konuştuk.

- Osmanlıcaya ilginiz nasıl ve niye başladı?

- Öncesinde bilinçli bir şeyden ziyade bir özlemdi. 19 yaşında bir çocuktum ve burayı özlüyordum. Bu özlemi gidermek için Türk şiiri, Osmanlıca ve tasavvufla ilgilendim. Bunlar beni fethetti. Hocam Annemarie Schimmel'den çok şey öğrendim. Sonra zincirleme gelişti her şey. Tasavvuf ilginç gelince şiiri okumak için Osmanlıca öğrendim, onu öğrenince Arap alfabesini öğrendim. Sonrasında ise hat sanatıyla ilgilenmeye başladım.

- Farsçaya geldi mi sıra?

- Onu yeni yeni öğreniyorum, geçen sene başladım. Mühendislik öğrencisiydim ama Osmanlıcayı kendi kendime öğrendim. Osmanlıca okumak çok kolay. Bunun çok zor bir şey olduğu Cumhuriyet döneminin ideolojik safsatalarından bir tanesi. Ama dil olarak çok zengin bir dil. Kelime hazinesini, gramerdeki inceliklerini öğrenmek çok zaman alıyor. Osmanlıca'nın özelliği Türkçe, Arapça ve Farsçayı özümsemiş yeni bir dil olmasıdır.

- Eski Türkçe tabirine katılmıyorsunuz o zaman?
- Hayır katılmıyorum. Bu başka bir dil.
- Gençler Osmanlıca'yı öğrenirse önlerine başka ufuklar da açılacak. Hedeflenmesi gereken şey bu mu?
- Bence öyle. Mesela 'kadim Türkçe' ifadesi de bana çok anlamlı bir söz gibi gelmiyor. Kadim Türkçe deyince hangisi? Yunus Emre'nin Türkçesi mi, Cenap Şahabettin'in Osmanlıcası mı, yoksa bunların hepsi mi? Burada önemli olan Osmanlıcaya bir temel teşkil etmek. Çünkü ilkokulda dört-beş dersle kimse Osmanlıca uzmanı olmayacak. Maksat Türkiye'nin geçmişiyle bugünü arasındaki uçurumun bir köprüyle birbirine bağlanması.

- Bu uçurum niye açıldı peki?

- Bir devrim ya da fethi silah, asker yoluyla başarmak mümkün. Onu uzun dönemli kılmak için kültürünüzü özümsetmek gerekir. Atatürk o dönemin şartları içerisinde yaptığı devrimi uzun süreli kılmak için, mevcut olan hakim sınıfın kültürünü yok edip yerine yeni bir hakim sınıf yaratıyor. Ki yeni bir hakim sınıf o kültürün sahibi olarak memleketin efendisi olabilsin. Atatürk'ün yaptığı kendi mantığı içinde doğru.

- Yani hakim sınıfın yer değiştirmesi sözkonusu...
- Evet, nitekim oluştu bu. Ama bunu yapmanın çok büyük bir bedeli var: O bedel de bırakın Osmanlı'yı, Atatürk'ü bile anlamamak... Bugün Nutuk okuyan gençlerin ne kadarı anlayabilir? Hiç... Bana sorarsanız memleketin psikolojisi ciddi olarak bozuldu. Geçmişle şimdiki zaman arasına set çekilince bu sağlıksız bir şimdiye yol açtı.

İDEOLOJİK SAÇMALIK

- Peki okullarda okutulması tavsiye edilen Osmanlıcaya ilişkin güncel tartışmalara nasıl bakıyorsunuz?
- Yeni Osmanlı retoriği de geliştiriliyor ama sorulacak soru 'Hangi Osmanlı?' sorusudur. Yeni Osmanlıcılık bağlamından bakınca muhalefet buna karşı çıkıyor. Halbuki Osmanlıcayı öğrenmekle bugünkü Türkiye'nin sağlıklı ve geçmişi ile barışık bir ülke olması sağlanır ve geçmişi hakkındaki saçma sapan mitlerle yetinmesinin önüne geçilir.
- Muhalefetin endişe ettiği noktanın düğümü tam olarak burası zaten. Bu gelişme laik ve Kemalist cenahın da kendi geçmişleriyle hesaplaşmasının yolu açılmaz mı?
- Bu doğru ama bir boyutu daha var. Dini bütün, değerli bir Osmanlı ile mukayese edilince her zaman eksik çıkıyoruz. İnsanlar Osmanlıca öğrenirse Osmanlı'nın gerçekliğini de öğrenecek. Ben uzun zamandır Osmanlı muzır edebiyatı topluyorum, akla hayale gelmedik şeyler var.
- Osmanlıca öğrenildiğinde bu mit yıkılacak mı?
- Aynen, muhalefet bu dilden korkuyor ama bence iktidarın da korkması lazım.
- CHP'nin 'Ortaçağ karanlığına dönüş' tabiriyle işi göğüslemesine ne diyorsunuz?
- İdeolojik bir saçmalık! Bir kere Osmanlı'nın Ortaçağ ile alakası yok. Ayrıca bir insan bir dilden nasıl korkar? Böyle saçma şey olur mu Allah aşkına! Bu dili öğrenmenin memleketi irticaya, gericiliğe götüreceğini düşünmek bana hakikaten abes geliyor. Kürtlere de bunun verilmesi lazım. Arapça da öğretilsin, Çerkesce de. Amerika'da böyle. Bizde ise askerde 'çeşit' kelimesi küfür niyetine kullanılır, oysa çeşit güzel bir şeydir.

OSMANLICA MECBURİ OLMALI

- Osmanlıca için geç kalındı mı sizce?
- Kesinlikle geç kalındı. Siyasi açıdan bu daha önce yapılamazdı ama kültürel açıdan çok geç kalınmıştır. Çünkü bu dili ve kültürünü iyi bilenler artık aramızda yok, kitabi bilgilerle yetinmek zorundayız. Tedrisat çoğulcu olmalı. 1940 sonlarından beri ise ikili bir eğitim var, diğeri imam hatip okulları. Bununla iki başlı canavar yarattık, çok başlı canavar olsa daha iyi olurdu. Haliyle bir kutuplaşma oldu. Osmanlıcayı yaygınlaştırmak bu kutuplaşmayı azaltır. İnsanın kendi geçmişini tanıyamaması çok çok üzücü bir şey. İngiltere ve Fransa'da yetişen bir genç kendi eski dillerindeki metinleri okuyabiliyor. Biz öğrenemiyoruz.
- Osmanlıca seçmeli mi olmalı zorunlu mu?
- AK Parti iktidara gelmeden çok önce de Osmanlıcanın mecburi bir ders olması gerektiğini söylüyorum. İlkokullardan itibaren zorunlu olmalı. Her ders için nasıl temel alınıyorsa bu zengin dil için de temel eğitim şart. Bugünün Türkçesi o kadar fakir ve zavallı ki! Bir zamanlar bir kavramı ifade edebilecek beş, altı kelime varken bugün bir taneyi zor buluyoruz.

ÜLKEMİZDE ÇİNLİ GİBİYİZ

Hükümet Osmanlıca ısrarına devam etmeli. Ama bunun gayri siyasi bir noktaya çekilmesi, gerilim düzeyinin indirilmesi lazım.
Tarihle hesaplaşmadan geleceği kuramaz, hep aynı hataları yaparsınız. Bunu reddeden biriyle diyalog kurmam.
Edebiyat fakültelerinde eski yazıyı yeni yazıya çevirmek gibi hamallıktan başka bir şey yapılmıyor. Bu bilim değil, çok ilkel bir şey. Bunun gerekli bile olmaması lazım.
Çin'e gitseniz hiçbir yeri okuyamadan gezersiniz. Ortalama bir Türk de aynı durumda kendi ülkesinde yabancı. Bu hastalıklı bir şey.

OSMANLICA İÇİN NE DEDİLER?

Milli Eğitim şurasında gündeme getirilen ve tavsiye edilen okullarda Osmanlıca dersi zorunluluğu hem taraftar buldu hem de bazı kesimler tarafından eleştirildi. Konuyla ilgili tartışmaları Karabük Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden Yrd. Doç. Dr. Devrim Ümit ve Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Hayati Develi'ye de sorduk. Ayrıca Osmanlıca kurs veren merkezleri de sizler için araştırdık.

OSMANLICA KONUSUNDA MEKTEPLİ DEĞİL ALAYLIYIM

Karabük Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden Yrd. Doç. Dr. Devrim Ümit:
Osmanlıca merakım Columbia Üniversitesi'nde (New York) iken tarih üzerine yaptığı doktora çalışmalarım sırasında oluştu. Tezimin bitim süresini hayli öteleyerek Osmanlıca öğrenmeye karar verdim. Arapça bilmem nedeniyle, matbuh Osmanlıca öğrenmekte zorlanmadım. Bu konuda ilk dersi İranlı öğretim üyesi Nader Sohrabi, ikinci dersi Princeton Üniversitesi'nde Alman Erika Gilson Hoca'dan aldım. Osmanlı arşivlerinden faydalanabilmek için lazım olan paleografi bilgisidir. Bu konuda mektepli değil, alaylı olduğumu söyleyebilirim.

Osmanlı Türkiyesi'ndeki Amerika Protestan misyonerleri konusundaki tezim hem Amerika hem de Osmanlı arşivlerinden yararlanan ilk çalışma oldu. Osmanlıca benim vazgeçilmezim oldu. Öyle ki Amerika sonrası Türkiye'ye döndüğümde, Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde ele aldığım ilk konulardan biri Osmanlıca dersinin lisans 1. sınıftan itibaren zorunlu ders olarak ders programına dahil edilmesi olmuştur ki, halen bu konuda ilk ve tek Uluslarararası İlişkiler Bölümü'dür. Zira, bize hem Osmanlıcayı hem de tarihini bilen diplomatlar da lazım. Osmanlıca'ya ideolojik olarak değil de bir sosyal gereklilik olarak yaklaşılması gerektiği düşüncesindeyim.

Cumhuriyete ilkesel olarak sonsuz saygım ve bağlılığım olmakla birlikte, bizden önce, neredeyse 600 yıldan fazla bir zamana yayılan köklü, çoklu bir medeniyeti kendi yazılı kültürü ile keşfedip yakından tanımamızın kimseye zararı olmayacağı görüşündeyim.

Batı ve Doğu'nun Ortaçağ tecrübeleri farklıdır. Ortaçağ olarak tanımlanabilecek dönemde İslam en parlak dönemlerinden birini yaşamış ve Osmanlı medeniyetinin temelleri atılmıştı. Haliyle 'Ortaçağ karanlığı' itirazı yanlıştır ki bu dönemin Avrupa içinde hiç de o kadar karanlık geçmediğini tartışanlar da var.

OSMANLICA'YA KARŞI ÇIKMAK VİCDANSIZLIK

Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Hayati Develi:
Osmanlıca dersi eğer uygulama imkanı bulunursa son derece yerinde bir karardır. Bir toplum geçmişini hatırlayan insanların arasındaki bağ ile kurulur. Türkler en az 1500 yıllık yazılı kültür toplumudur, kültürel kimliğimizi böyle sürdürüyoruz. Bu bağ koparılırsa hafıza kaybolur. Eğer gençlerimiz 50-100 yıl önceki metinleri okuyamıyorlarsa ne geçmiş ne de geleceğe dair bir tasavvur oluşur.

Bu projeye muhalefet ederken Ortaçağ karanlığına dönüş demek cehaletle ya da kendi idelojik yaklaşımlarına dair bir tavır olarak değerlendirmek lazım. Batıda birçok önemli üniversitelerde Latince'nin öğretilmesi nasıl Ortaçağ karanlığına dönüş değilse bizde de tarihi Türkçe'nin öğretilmesi geriye dönüş sayılmamalıdır. Kesintisiz bir Türkçe bilgisi öğrenmeye karşı çıkmak vicdansızlıktır.

Osmanlıca öğrenmek çok zor değildir, ilerleme çalışmaya bağlıdır ama birkaç ayda öğrenilecek bir alfabeye sahiptir. Derine inmekle ne kazanılır? O kadar geçmişin fikrine sahip olmuş olursunuz. Sadece 19 değil 16. yüzyılı da okuyabilirsiniz zamanla. Yani bin yıllık bir alanda dolaşacak bir kapasiteye sahip olur o entelektüel kişi.

OSMANLICA ÖĞRENMEK İSTERSENİZ...

İSMEK: İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı İSMEK'te 2005 yılından bu yana 17 bin 504 kişi Osmanlıca eğitimi aldı. 2014-2015 eğitim döneminde ise 23 usta öğreticiyle, 46 kurs merkezinde Osmanlıca eğitimi veriliyor. 3463 kişi İSMEK'e Osmanlıca eğitimi almak için başvuruda bulunurken yer darlığı nedeniyle şu an 1573 kişi Osmanlıca eğitimi alıyor. Ücretsiz olan kurslar dört farklı seviyede gerçekleştiriliyor.

İslam Sanatları Kütüphanesi: İstanbul Kocamustafapaşa'da yıl boyunca çeşitli kurslar yanında, Osmanlıca kursları da düzenlenmektedir. Özellikle öğrenciler için kurs ücretleri uygun tutuluyor.

Tarih Vakfı: Sosyal ve ekonomik tarih alanında çeşitli yayınları olan Tarih Vakfı da ücretli Osmanlıca kursları düzenleyen kurumlardan.

Boğaziçi Üniversitesi: Boğaziçi Üniversitesi'ndeki Osmanlıca kursları için kayıtlar, talep oluştukça açılıyor. Birkaç kez tarihi belgeleri okumak ve doküman okumak isteyenler için açılan kurs şu an yok.

Türkiye Yazarlar Birliği: Ankara merkez şubesinde yıl boyunca ücretsiz olarak Osmanlıca kursları veriliyor.

Caferağa Medresesi: Türk Kültürüne Hizmet Vakfı bünyesinde Sultanahmet'teki medresede faaliyette bulunan kursu Meral Tüfekçi veriyor. Bir grup merkezde bir grup medrese de eğitim alıyor. Haftada bir gün iki saat süren kursların ücreti aylık 175 TL.

Birlik Vakfı: Çemberlitaş'taki vakfın kuruluşundan beri yapılan kurslar cumartesi günleri iki grup halinde üçer saat olarak sürdürülüyor. Üç ay sonunda sertifika verilen kursta cüzi bir miktar ücret talep ediliyor. Bazı öğrencilerden ise hiç alınmıyor.

Koç Üniversitesi: Amerikan Harvard Üniversitesi tarafından, açılan dünyanın ilk Osmanlıca yaz okulu, Ayvalık'ın Cunda Adası'nda faaliyet gösteriyor. Okula, Amerika ve Avrupa'daki çeşitli üniversitelerden Osmanlı-Türk kürsülerine devam eden öğrenciler katılıyor ve 15-20. yüzyıl arası Osmanlıca metinler okunuyor. Ücretli olan kursun yönetimini şu an Prof.Dr. Gönül Tekin yürütüyor.

Kubbealtı Cemiyeti: Çemberlitaş'taki merkezinde çeşitli kurslar yanında Osmanlı Türkçesi kursu da düzenlenleniyor. Dursun Gürlek'in hocalık yaptığı üç seviyeli Osmanlı Türkçesi kursunda şu an 50 civarında öğrenci var. Dört ay süren bir kurun aylık ücreti 400 TL.

Hayrat Vakfı: Vakfın ücretsiz sunduğu kurslara ilgi yoğun. Toplam 300 merkezde verilen eğitimler sonunda sertifikada veriliyor.

Türk Arşivciler Derneği: Kağıthane'deki dernek daha çok eğitim seviyesi aramaksızın bütün halka açık bir eğitim veriyor. 20 TL gibi düşük bir ücretin talep edildiği kurslara herkesin katılmasını ve matbuu eserleri okuyacak duruma gelmeleri arzu ediliyor. Bugüne kadar on yılda 1000 kişiye Osmanlıca dersi veren dernekte Başbakanlık Osmanlı arşivi uzmanlarından Mustafa Çakıcı ders veriyor.

Ordu Kültür ve Turizm Müdürlüğü: İki ay devam eden Osmanlı Türkçesi okuma kursları düzenliyor.

Bursa Osmanlı Eğitim ve Kültür Derneği: Osmanlı Türkçesi dersleri talebe göre açılıyor.

Halk Eğitim Merkezleri: Yurt çapında, bir çok il ve ilçede Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı olarak faaliyet gösteren, Halk Eğitim Merkezlerinde talep olması durumunda Osmanlıca okuma kursları düzenleniyor.
ESEV: Esenler Belediyesi Sanat Evi Osmanlıca Kursu açıyor. Derslerde yer almak isteyen çok sayıda vatandaş, ESEV'e başvuruda bulundu ve duyuruların ardından iki hafta içinde kontenjanlar doldu bile.